26 Temmuz 2015 Pazar

BEYAZ MARTI'M


BEYAZ MARTI'M


Uzaklardan süzülüp gelen Beyaz Martım  
Küçük Dev Kuşum... 
 
Buralar gurbet... Buralar sürgün!  
 
Mahzun kalırsın kıyamam sana, 
 
Dön git ait olduğun diyarlara... 
 

İsterdim ki... 
 
İsterdim ki; hiç söylenmemiş sözler söyleyim 
 
Amma 
 
Konuşamıyorum ne çare... 
 
Kelimeler firarda, dil suskun!  
 
Zaman mahcup... 
 
Mekân çaresiz... 
 

Ah! Martım! Beyaz Martım... 
 
Okyanus yüreğime sığdıramadığım!  
 

Kırılır kanatların dev dalgalarım-da!   
Çekilirsin içine, kaybolursun girdabımda... 
 

Git, hadi durma git!  
 
Küçük Dev Kuşum, 
 
Sana yer yok bu diyarda... 
 

Aldanma, düşme içine; gördüğün her mavi, umman değildir! 
 
Git...
Durma, git hadi...
Buralar çöl, barınamaz-sın! Ölürsün... 






















Dinle beni “Küçük Dev Kuşum” dinle!    
Hasretin/ihtirasın en yakıcı hâliyle   
Açmış kollarını bekliyor mavi sular, 
O Destansı Vuslatı...   

Hadi durma, vur kanadını mavilere!



Hadi, 
Git öz mekânına, git güle- güle… / Metanet Yazıcı        

( ..................................................)

20 Temmuz 2015 Pazartesi

ZEMHERİ DÜŞMÜŞ KELİMELERE


ZEMHERİ DÜŞMÜŞ KELİMELERE


Kanat vurdu, cânhıraşla
Bir çıkış kapısı, bir yol aradı 
Dört yanı duvar!.. 
Karanlık yağdı, söndü muradı, 
Aya kement attı 
Olmadı; 
Eğdi başını, suskun kaldı...
***
Zemheri düşmüş kelimelere
Sözler, ağızda buz sarkıtı
Nefes alacak mecal mı kaldı 
Nedir bu beklenmedik vaziyet
Neyin habercisidir sarı- turuncu? 
Soluyor birer birer,
Ne varsa umuttan yana.. 
Algımda mı var tuhaflık 
Nedir bu değişim!? 
Çoraklaşmış mümbit topraklar,
Dağlar tepeler suskun...
Nerede o canlılık, 
Hani nerde o çiçekler, arılar?
Hani o ruhumu saran melodik ahenk, nerede... 
Kulağıma düşen seslere; 
Gönül tınılarımdır diyesim geliyor
Fakat olmuyor- olmuyor, tanıdık değil! 
Hoyrat kasırgaların ıslığı-dır 
Pervasızca, 
Destursuz içime dolan!  
İsyan edesi geliyor insanın 
AMMA         
O sadece ulak...
Neler bıraktı avucuma, sormayın
Tüm ağırlığı yükledi omzuma
Öyle bir esti ki; sarstı Semayı
Kara bulutlar çöktü
Hüzün yağıyor yüreğime;  
Korkarım patlatacak bendimi! 

Hadi ver elini desem, duymazsın
Karış dalgalara es köpük- köpük; 
Vur kıyılarıma desem aymaz-sın,

Yollar/hatlar kopuk; derin bir elem
Ayrı zamanlarda, aynı âlemde
Görünmez surlarla  bölünen âlem...

Hangi yöne essem kederime yol
Çözümsüz muamma bağlanmış el, kol 
Gökkuşağı hâle, bilinmeze yol...
***
Bir âlem ki; sırrı çözülemiyor! 
Basılan mühürler,  kazılamıyor...

5 ŞUBAT 2013 /Metanet Yazıcı

metanetyazici3.blogspot.com.tr

15 Temmuz 2015 Çarşamba

KARANLIĞIN IŞIĞI

KARANLIĞIN IŞIĞI

Ne zaman ufka takılsa gözlerim, 
Kara bulutlar çöker üstüme 
Eser fırtına-bora, ruhumda 
Öyle bir sarsar ki derinden 
Sökülür yüreğim yerinden... 

Her bitişin finalinde 
Kopar ruhum bedenimden; 
DİRİLİŞE AKARIM...
                                       


Sıyrılırım kara(lar) dan, mavi kuşanırım 
Başka bir boyuta geçer, zamanı aşarım 
Hayatın tüm hâlleri kanatlarım-da 
ANDA BİR ÖMÜR YAŞARIM... 

Dönüp bir de maziye bakarım 
Aynaya düşen; boş bir çerçeve... 
Alırım yafta-mı boynuma takarım 
"Bir varmış bir yokmuş" 
... 
Kalmaz senden eser, silinir ismin; 
Dursa da yerinde taşlaşmış cismin... 

12 AĞUSTOS 2012 /Metanet Yazıcı


10 Temmuz 2015 Cuma

ADIN RÜZGÂRDIR SENİN

                                                                                                                                       
Adın Rüzgardır senin,
Mevzu derin mi derin... 
Öyle zor ki tanımak, anlayabilmek seni 
Ve 
Öyle zor ki işin..

İstenmez olursun çoğu zaman 
Ağır gelir esmelerin... 
Düşünülmez ki;
tozu/dumana katışının sebebi  hikmeti... 

Sen ki; Hayat Zincirinin vazgeçilmez halkası...

Bilinmese de kıymetin, 
Ağır gelse de kimi zaman, varlığın; 
Kusursuz ifa edersin atfedilen vazifeyi 

Esersiz renk- renk.. Mevsim-mevsim...





Kimi zaman sakin, kimi zaman sert! 

Rüzgârın çeşitli hâlleri vardır 


Kimisi özlerken, kimisine dert! 
Soğuğu, serini, sıcağı vardır...

















Tez unutulur;
Güneşin, kavurucu yaz sıcağında;
Yaprağın kımıldamadığı, bunaltıcı anlarda; 
Ansızın gelişlerin,
Oh! Diyerek solunan serin nefesin! 
SU gibi, CAN gibi içe akan esintilerin, 
Tez unutulur... 
Hatırlanmaz, 
Çatlamış toprağın susamışlığı, 
Suya kanmayı hasretle bekleyişi, 
susuz toprak ile ilgili görsel sonucu
Su! Su! Diye inleyişi, unutulur... 
Hatırlanmaz; Kanatlarına yüklenip taşıdığın, 
Yağmura gebe bulutlar; 
Ya bu serüvenin temelindeki o büyük vazifen?.. 

Gönülden Gönül'e köprüsün, yolsun! 

Tozu-bulutları aşılayan-sın! 
Hasret çekenleri kavuşturan-sın! 
Çiçek özlerini buluşturan-sın! 

Ezelden programlı kudretin vardır.


Susturuyor Haşmetin!
Varlığın, 
Öyle bir ihtişam ki; 
Mümkün mü hissetmemek? 
Bir o kadar da uysal, 
Sakin, duru, yumuşak başlı-sın..
Şefkatli esmelerin cana can gibi
AMMA 
Kimi zaman öyle bir CELÂL! Öyle bir kızgınlık ki; 
Hiddetin sarsıyor arzı! 
Yüce dağlar durmasa önünde siper; 
Maazallah, tarumar edersin Küre-i Arzı... 


Adın Rüzgâr-dır Senin, 
Sersen de en güzel hâllerini gözler önüne; 
En yıkıcı kareler kalır belleklerde, 
Unutulur tüm güzelliklerin... 


Malûldür HAFIZALAR, güzelliklerden yana... 

... 
Ya sen rüzgârım, 
Sende de var mı? Malûllük 
Sende de uğrar mı nisyana, güzellikler? 
Bu yüzden mi belli olmaz sağın-solun! 
... 
Ne kadar da kesişiyor, biz insanlar-la yolun... 

07.12.2011 / Metanet Yazıcı

ALDIK NASİBİMİZİ















ALDIK NASİBİMİZİ

HAYATIN MEVSİMİNDE solgun düşen Hazan'dım 
Mısraların dilinde bir çift kanat kazandım
Daldım derin mavinin tahayyül âlemine
Kozmik sandıklarımın kilidine uzandım... 

Metanet Yazıcı








5 Temmuz 2015 Pazar

BİR NEFES ŞİİR : MUTSUZUM DİYENLERE

BİR NEFES ŞİİR : MUTSUZUM DİYENLERE: metanetyazici3.blogspot.com.tr

KİMYAMIZ MI BOZULMUŞ












KİMYAMIZ MI BOZULMUŞ 

Hiçbir şey gözlerime artık aşına değil!
Ruh bedene, beden ruha tepkili;
Kimyamız mı bozulmuş, gölgeler bölük/pörçük...

İki kaş arasında açılır mesafeler
Tanıdık gelmez size
Kandan/candan olanlar
Nedir bu uyumsuzluk?
Biz mi hayattan koptuk,
Hayat mı bizden kopuk?

Düğümlenir boğazın;
Oturur yumruk gibi, iki ağır kelime:
YALNIZLIK ve YABANCI…
Suskunluk girdabında, cebelleşir duygular;
Zaman mı bizden önde, biz mi zamandan geri?
Ne kaide, ne kural
Ne gönüllere cemre…

Çorak mümbit topraklar
Artık mevsimler kurak…

Anlarsın sen de bir gün!

Kalp mahzun, gönül talan..
Dön de bir bak ardına nedir elinde kalan?


Sonbahar ağaçları haykırır nihayeti;
Yaprak değil, tenindir dalda sararıp solan...

Ne çekilmez azaptır,
Çöllerde pusulasız…
Sarar hicran lâvları,
Ruhun yağmura mecnun…
Dinmez gözünde hasret;
Kavurur muhtaçlığı,
Düşürür yollara, deli/divane...
Koşarsın! Koşarsın erişemezsin!
Öylesine sahici ki, gördüğün;
Nereden bilirsin? Uzayıp giden nehirler, serap!
Haykırır-sın dehşetle: "Ben de mi? SERAP?!
Öyle bir sarsar ki seni, hakikat;
Ufalanır-sın...
Erir zerrelerin, sınırsız boşluğun cenderesinde…
Bir kavislik şahap ömür denen tek nefeslik rüya…

Kalmaz “sen”den eser, silinir iz’in!
Çözülür şifresi bilinmezin!
Hiçliğinde erişirsin manâya.

Derin karanlıklarda patlayan ışık...

Çiy taneciğinde, kâinat…
Hiçlikte varlık
En Hakikat!
Tek Hakikat...

31 TEMMUZ 2013 / Metanet Yazıcı


BİR NEFES ŞİİR : MUTSUZUM DİYENLERE

BİR NEFES ŞİİR : MUTSUZUM DİYENLERE: metanetyazici3.blogspot.com.trmetanetyazici3.blogspot.com.tr

1 Temmuz 2015 Çarşamba

FARZ-ET Kİ




FARZ-ET Kİ

Farz-et ki, hayâldir gördüğün, 
Hayâldir aklını firar ettiren;
 
Deli-divâne, Mecnuna döndüren!
 
Dağlar deldirten...
 

Farz-et ki, gerçek değil;
 
Ruhâni bir Leylâ-dır
 
Yüreğine düşen…
 
Farz et ki,
 
Seraptır gördüğün;
 
Azalır mı?
 
Biter mi? Sevdan...
 
O hâlde nedir meselen?!
 
Nedir içinden çıkamadığın?!
 
Güneşin cisminden kime ne?!
 
Varlığını bilmek,
 
Hissetmek değil midir aslolan...
 

Gönlün hasreti, beklentisi;
 
Duygu deryasında “boğulup yitmek” değil mi?
 

Aldığın her nefes anlamlanıyor,
 
Ruhun kanat çırpıyorsa
 
Varsın hayâl olsun Leylâ;
 
Olmasın cismi ne çıkar...
 

Hayâli, varlığından öte varlık değil mi;
 
Çoğaltıyor-sa seni yalnızlığında...
 

Mavi derinliklere yelken açmış-san;
 
İstemezsin düşlerinden uyanmak?
 
Karabasanın olur kalabalıklar...
 

Arz ufalır,
 
Hayâllerinin sınırsızlığında
 
Sığmazsın! Sığamazsın...
 
Bir kapı açılır Semâ’ya
 
Becerin olur astral seyahat...
 

İçinde en güzel ırmakların aktığı,
 
Denizlerin en mavisinin kucak açtığı,
 
Martılara karıştığın bir âlem;
 
Mutluluğun zirvesine erdiğin...
 

Cennet-i Âlâya döner mevsimler
 
Çekersin içine misk-i amber
 
Dolar zerrelerine, bahar...
 

Sarılırsın yağmura sımsıkı;
 
Sarmaşıklara nazire...
 

Yaşarsın, ÂN içinde bir ASIR!
 
Zaman içinde ZAMAN...
 
Güneş seninle zâten
 
Gönlüne ayân...
 
Sus! Kal öylece,
 
Dağılmasın rüyân...
 

28.08.2011/ Metanet Yazıcı



MUTSUZUM DİYENLERE

metanetyazici3.blogspot.com.tr