16 Ağustos 2015 Pazar

ÖYLE PERVASIZ Kİ DEPREM



ÖYLE PERVASIZ Kİ DEPREM 

Şiir diye bakmayın, bu bir şiir değildir   
On yedi Ağustosun acı hikâyesidir...  
Maksat, bu felakete dikkat çekilmesidir... 
...
Öyle bir gün ki O GÜN, zihinlere kazındı! 
Gecenin en karası, yüreklerin yarası... 

Felaket haber vermez! Gelir bulur ansızın!
Beklenmedik zamanda, kapıyı çalmak-sızın... 

Yalova'da bir deprem, gelmezdi aklımıza! 
Bir dehşetle sarsıldık!! 
Komşu illerin ismi, düştü hafızalara; 
Böylesi bir şiddetle, sarsılmışsa Yalova(?);
Canhıraş-la bağırdım! 
Eyvahh!! Battı! İstanbul! 
Henüz cümlem bitmeden;   
Bir gürültüdür koptu! Sanki gök-kubbe çöktü! 
Bir manâ veremedim; dedim kıyamet koptu! 
Savruluyor eşyalar, sanki hallaç pamuğu..  
Bir dehşet ki; mahşeri! Geldi dünyanın sonu! 
 
Yer titriyor amansız! Dalgalar gibi azgın! 
Ne varsa üzerinde yutacak kadar kızgın!
Çalkalanıyor her yer, binalar deli dalga... 
Çaresiz teslimiyet! Belki de budur yazgın... 

Yer öyle çıldırmış ki; hiddetten ulumakta!   
Koca apartmanları üzerinden atmakta... 

Çekip yutacak gibi ne varsa, istisnasız...
Basmaktan ürküyorsun! Uçsan, uçamıyorsun! 
Öyle bir çaresizlik! Öyle bir aczi-yet ki... 
İnsanlar sağa-sola şuursuzca koşmakta! 
Kimisi yalın-ayak, kimisini sormayın... 
Herkes kendi derdinde, öyle bir can-pazarı! 

Kimisi salâvat-ta, kimisi derin şokta... 
Sabah olmaz bir türlü, güneş tutsak ufukta... 

Zorlu saatler sonra, nihayet şafak söktü... 
OFfff! Offfff! Aman Yarabbi! Her yere enkaz çöktü...  

Öyle bir sükûtu hâl; kilitlenmiş /mıhlanmış! 
Ses çıkmıyor kimseden, sanki diller tutulmuş! 
Tonlarca çaresizlik, omuzlara yüklenmiş... 
Kadın, erkek kim varsa, bir anda kardeş olmuş... 

Varlıklısı, yoksulu aynı yerde buluştu,  
Suyunu ekmeğini sofrasında bölüştü... 

***
Afetler karşısında insanın aczi-yeti... 
Kadere bağlıyoruz yaşanan felaketi!
Oysa çoğunda sebep;   
İnsan denen varlığın eksik kabiliyeti...  
Bir de o umursamaz, vurdumduymaz hâleti! 
İşi basite alan değişmez hüviyeti... 
Herkes uzman kesilir kalfası, mahiyeti... 

Elbette hiç kimsenin yoktur bir art-niyeti! 
Kimse ciddiye almaz, görmeden felaketi... 
.......
26.10.2011 / Metanet Yazıcı

10 Ağustos 2015 Pazartesi

YILLARCA İZİ KALIR


Yıllarca izi kalır bir kahvenin, gönülde...
Bülbül  can-çekişir de, neden kalır gülünde?
Nice çiçekler varken, tercihi neden gülde?
Bir sır saklıdır bence hikâyenin özünde...

Metanet Yazıcı

8 Ağustos 2015 Cumartesi

SON PERDE PİŞMANLIĞI DONAR AYAZLARINDA



                                                                 



SON PERDE PİŞMANLIĞI DONAR AYAZLARINDA 

Hazan Rüzgârlarında duyguları tarumar;
Savrulan yaprakların telâşı gözlerinde...
Kalsa da acziyette sanmayın medet umar;
...............Saklı durur hicranı dumansız közlerinde...

Alnındaki çizgiler tutar kayıtlarını,
Çifter-çifter dökülen gönül beyitlerini,
Yapraksız ağaçların sessiz ağıtlarını...
...............Okunur sayfa-sayfa, Hayatın Tezlerinde... 






Hakk-hukuk çizgisinde şahsiyetli duruşun, 
Kul olma bilinciyle insanlıkta yarışın,
Sekteye uğramadan o hedefe varışın;
...............Çözülür şifreleri, kudreti özlerinde...

Bahşedilen gücünün farkına varamazsan,
Sahip oldukların la muhabbet kuramazsan,
Yaşadığın zamana mührünü vuramazsan;
...............Son perde pişmanlığı donar ayazlarında...

23 ŞUBAT 2014 /Metanet Yazıcı